Issız bir karanlığın ortasında, Yine senden kalanları topluyorum alt alta.. Ne zamandı, ne kadar geçmişti üzerinden İnan aldırmıyorum. Elimde avucumda yaşanmışlığın cam kırıkları, Karşımda cismine sövdüğüm hayal kırıntıları.. Anahtar deliğine yalnızlığa...
Sahne aynı, Roller tanıdık.. Biraz gece koydum cebime, Marmara'dan çaldığım mavinin yanına Yakamozu yakıştırdım kendimce.. Gözlerimi kapatıp yokladım kendimi, Aklıma gelen eski bir şarkı ile Yazıyorum yine. Seni, beni, bizi.. Senden kalan ne varsa...
Alışkanlıklar can çekişiyor diyerek başlıyor o içimizden yükselen nidalar son günlerde. Bitip bitip başa sarıyorum düşlerimle beraber. Her nota biraz daha yaklaştırır sanıyordum, Yanıldığımı anlamam...
Topladığım ne varsa sana dair, Bedelsiz verdim köşedeki eskiciye.. Bir sandık hatıra çıktı odadan, Acılarımın üzerine serdiğim yürek emeği dantellerin yanında Aşk nurlu kenarlar eklediğim sevdalar çıktı raflardan.. Bir iki...
İstanbul'da akşam üzeri.. Hava biraz da serin gibi.. Dünden kalma bir soğuk var rüzgarın koynunda, Biriktirdiklerini dök/e/memiş sanki.. Günün yorgunluğuna inat, Kocaman bir tebessüm yerleştirdim dudaklarımın kenarına.. Kararmak üzereymiş, soğukmuş hava.. İnan,...
Kalem, parmaklarımın arasında eğreti duruyor bugün. Kulağımda yenilerden bir şarkı hafif bir melankolinin eşliğinde yudum yudum içtim satırlarını. Her son, bitmesi gerektiği için yaşanan bir tercih değildir. Her...
Zamansızlığıma düştüğün satırlarını okudum az önce. Varlığına ispat yaptıkların secde ederken önünde. Sanık olmanın gevezeliği yapışmış dillerine. Bazen bir deniz manzarasına iliştirmiş.. Bazen bir ney sesine...
Yazmıştım oysa defalarca. Kaybolmaktan korkmadığım labirentimdin benim. Şehir sana uyuyor, sana uyanıyordu her sabah. Kız'ın Kulesi suretine bürünüyor günün batımında. Şüpheye düşmüş, çözememişsin suskunluklarımı. Bilirsin, ben mesafeleri adımlar ile...
Karanlık bir güne merhaba dedi İstanbul bu sabah. Geceden kalma bir ürperti tenimizde, üşür gibi adeta. Mevsim normallerine dönen hava sıcaklıkları yine mevsimsel bir randevuya hazırlıyordu bizi. Usul...
Uzun oldu.. Yine bir akşamın üstünde, üstüm başım sen içinde. Bu diğerlerinden farklı olacak. Daha önce adına düzdüğüm methiyelerin hiçbirine benzemeyecek okuyacakların. Ne sesin çınlayacak kulaklarımda ne...
İstanbul, ıslak bu akşam.. Şakaklarından süzülüyor damla damla yağmur. Gözlerine düşüyor saçları, toparlamıyor. Yanaklarından dudaklarına düşüyor yağmur, kana kana içiyor. İstanbul, kadın bu akşam. Sandığından çıkarmış sakladığı ne varsa. Topuklarının...
Akşamdan kalmayım. Dilimde geceden bir melodi, başımda sanki kavak yelleri. İki geceyi birleştirip koca bir günü silip attım ömür defterinden. Dün akşam kaldığım yerden devam ediyorum yine. Alıp karşıma...
Kaleme kağıda olan esaretim tuttu kollarımdan yine.. Uzun bir aranın ardından yine aynı kalemin ucundan düşüyorum tenin gibi beyaz kağıtların üzerine. İstanbul yaza merhaba diyor küçük...
İstanbul yaza hazırlanıyor şu günlerde. Güneş sarı sıcak halini yeni yeni göstermeye başladı. Bense uzun bir aranın ardından biriktirdiğim onlarca mısra ile düşeceğim yine sayfana....
Zaman gecenin koynuna doğru almış yolunu, yakıp yıkıyor sağını solunu. Uzun zamandır dinlemediğim bir şarkının eşliğinde daha önce defalarca okuduğum bu yazı kesiyor bu kez soluğumu. Aşkı...
Nasıl ki aşkı fiziki kurallar çerçevesinde izah edemiyorsak unutulmayı da belirli kalıplar halinde yaşantımıza ilave edemiyoruz. Unutulmak.. Her yeni güne biraz daha eksik başlatıyor insanı. Uyanır...
Gidişlerini topluyorum bu gece alt alta. En çok ne zaman gittin diyerek başlıyorum önermelerime, sonra teker teker canlanıyor tümü perdede. Bir filmin makarasına hapsedip rol...
İstanbul serin bugün. Bültenler parçalı bulutlu, yağışlı olduğunu söylüyor havanın. Günün bu saatlerinde ilk kez yazıyorum sana. Gün henüz aydınlanmışken ve uykumu bile tam olarak açamamışken parmaklarımın...
Yazmak, yüreğin tozunu almaktır aslında. Sevmek, yüreği canlı tutmanın en kolay yolu. Ama öyle üstün körü bir sevgi değil bu. Adını andığında karnında kramplar, avuçlarında...